Friday, March 31, 2006

Oktay Gönensin: Başbakan ve Araplar

Alın size bir çakal daha. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları besmele çekemez(miş.) Bu herif öyle diyor. ("herif" kelimesi adam manasında olup doğrudan bir hakaret kasdı taşımamaktadır.)


Okay Gönensin (31.03.2006)

Araplar ve Erdoğan


Başbakan Tayyip Erdoğan, Sudan'da yapılan Arap Birliği Zirvesine katıldı. Toplantı Kur'an okunarak açıldı.

Bu da çok doğal. Toplantıya katılan Arap ülkelerinin hemen tümü "şeriat" ile yönetiliyor. Resmen şeriat ile yönetilmeyen Arap ülkelerinde de, hem özel hem kamusal hayatta dinin ağırlığı çok fazla. Bu ülkelerin herhangi birini bizim anladığımız anlamda "laik" diye nitelemek mümkün değil. Zaten hiçbiri de kendini laik olarak tanımlamıyor.

Bu ülkelerin liderlerinden çoğu Batı'da katıldıkları toplantılarda da söz aldıkları zaman önce "besmele" çekiyorlar. Bu da doğal. Bu şekilde ülkelerinin konumunu belirliyorlar.

* Tayyip Erdoğan'ın da havaya girip konuşmasına "besmele" ile başlaması ise doğal değil. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir Başbakanı, katıldığı resmi toplantılarda konuşmasına "besmele" ile başlamış değildir. Belki bir tek Erbakan'ın, kısa başbakanlığı döneminde böyle bir uygulaması olmuştur.

Eğer Tayyip Erdoğan Arap liderlere Türkiye ile ve kendisiyle ilgili bir mesaj vermek istediyse uyguladığı yöntem pek tartışmalıdır.

Mesaj kime?..
Öncelikle Türkiye bir Arap ülkesi değildir. Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden itibaren de Arap dünyası ile kader birliği içinde olmamıştır. Yine o günden beri toplumsal düzenini, hukuksal ve siyasi sistemini bambaşka bir çizgide düzenlemiş, kurumlaştırmıştır.

Bunu o toplantıya katılan bütün Arap liderler bilir. Ve aralarındaki bölgenin "makus talihi"nin dışına çıkmak isteyenler için Türkiye bir modeldir. Dolayısıyla Erdoğan'ın konuşmasına "besmele" ile başlamasının bu açıdan Arap dünyası gözünde bir anlamı olmaz.

Eğer Erdoğan, son zamanlarda birçok gözlemcinin kuşkulandığı gibi "İslam dünyasının liderliği" gibi bir rüya görüyor ve o jesti bu amaçla yapıyorsa, yine yanılgı içindedir. İslam dünyasının lideri olmak, özellikle bugünkü koşullarda Erdoğan'a düşmeyeceği gibi Türkiye'nin de özleyeceği bir konum değildir.

Erdoğan bu jesti Arap liderlerine "ben size bu kadar yakınım" mesajı vermek için yaptıysa bunun da bir önemi yoktur. Çünkü o liderler Türkiye'yi tanır.

O zaman geriye son bir ihtimal kalıyor. Bu da "içeriye" mesaj verdiği ihtimalidir. Bu da mümkündür. Başbakan bazı mesajları Türkiye içinde veremez. Anlaşılan kendisini Arap Birliği Zirvesinde rahat hissetmiş ve bu imkândan faydalanıp içerde kendisini eleştiren radikal İslamcı çevrelere "ben değişmedim" mesajı vermiştir.

Başbakan Erdoğan siyasette nispeten çok yenidir. Bu tür oyunların, gösterilerin faydası olmadığını kendisi de görecektir. İnşallah görecektir.

Ey millet, Amerika'yı sevin!

Ve Hürriyet büyük bir gazetecilik olayına daha imza attı. Rutin bir itimat mektubu ve ona verilen diplomatik cevabı Türk-Amerikan Dostluğu(?) için bir fırsata dönüştürme cinliğini gösterdi. İşte Hürriyetin tuhaf haberi ve okuyucu yorumları:

28 Mart 2006, Hürriyet

Elçinin itimat mektubuna ’samimi’ cevap



Washington Büyükelçiliği’ne atanan Nabi Şensoy’un 13 Mart’ta sunduğu itimat mektubuna ABD Başkanı George W. Bush’un verdiği cevabı Hürriyet yayınlıyor. Şensoy, görevi devraldıktan 2.5 ay sonra itimat mektubunu sunup, ’akredite büyükelçi’ olarak resmen görevine başladı.

Başkan Bush, Şensoy’a cevabında, ’asil’ ve ’cömert’ nitelediği Türk halkına, Katrina felaketinin ardından bölgeye yardım etmekte ’çabuk ve samimi’ davrandığı için teşekkür etti. Bush, itimat mektubunu sunmadan 3 gün önce evlenen Şensoy’u bizzat tebrik de etmişti.

İşte Bush’un yazdıkları


Sayın Büyükelçi,Sizi Türkiye Cumhuriyeti’nin Amerika Birleşik Devletleri’ne fevkalade ve tam yetkili büyükelçisi olarak atayan itimat mektubunuzu kabul etmekten memnuniyet duyarım ve sizden önceki Büyükelçi Faruk Loğoğlu’nun geri çağrılma mektubunu almış olduğumu teyit ederim. Türkiye halkı ve hükümeti adına ilettiğiniz iyi niyetleriniz için teşekkür ederim.

KATRİNA YARDIMINA TEŞEKKÜR EDERİM

Amerika Birleşik Devletleri adına, Türkiye hükümetine, asil ve cömert Türkiye halkının, Katrina Kasırgası felaketinin ardından Amerikan halkına anında ve samimi yardımlarına teşekkür etmeyi borç bilirim. Bu acılı anımızda bize el uzatan düşünceli dostlarımızın bulunduğunu bilmek çok rahatlatıcı.

DOSTLUĞUMUZ GLOBAL BASKILARA DAYANIKLI

Güzel ifadelerle kaleme alınmış mektubunuzda, toplumlarımızın bağlı olduğu özgürlük ve demokrasi gibi müşterek değerleri ve prensipleri vurgulamışsınız. Bölge ve haricinde demokrasi, reform ve istikrarı geliştirmek için çalışırken Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki 50 yılı aşkın stratejik ortaklığı yönlendiren bu değerlerdir. Dostluğumuz, tarihin sınavına ve günümüzün global baskılarına dayanıklıdır; çünkü bu prensipler ulus olarak varoluşumuzun ve ortaklığımızın çekirdeği olarak kalıcıdır.

TÜRKİYE ÇOKULUSLU GÜÇLERİN PARÇASI

Türkiye, demokrasinin savunulmasında ve yayılmasında diğer özgür devletlerin yanındadır. Bugün Türk birlikleri Kosova’da, Bosna’da, Akdeniz’de ve Afganistan’da çokuluslu güçlerin parçasıdır. Türkiye, Afganistan’da iki dönem ISAF Komutanlığı’nı üstlenmiştir.

DEMOKRATİK IRAK İÇİN OLUMLU KATKI

Türkiye, güvenli, birleşik ve demokratik bir Irak konusunda görüşümüzü paylaşmaktadır ve bölgesel ve uluslararası güvenliğe olumlu katkılarda bulunmaktadır. Türkiye, Irak’ta demokratik bir hükümet seçilmesi için uluslararası çabaların hızlandırılmasına yardımcı olmuştur ve özellikle Sünniler olmak üzere Iraklı geniş bir kesimi demokratik sürece katılmaları yolunda ikna etmek için görüşmelerde bulunmuştur.

CIA VE FBI’DAN TERÖRE KARŞI SAVAŞ ZİYARETİ

Türk ve Amerikan halkı, teröristlerin elinden çok çekmiştir. Bu korkunç belayı yenmek için kararlı olan uluslarımız yan yana durmaktadır. Ortak taahhütlerimiz, terörün eylemlerine, finansına ve propagandasına karşı polisiye, askeri, istihbari ve diplomatik işbirliği yoluyla somut adımlara dönüşmüştür. CIA Direktörü Goss ve FBI Direktörü Mueller tarafından Türkiye’ye yapılan son ziyaretler, ABD’nin terörizmle savaşta Türkiye ile birlikte çalışmaya ne kadar büyük önem verdiğini vurgulamaktadır.


AVRUPA BİRLİĞİ’NE ÜYELİĞİ DESTEKLİYORUZ

Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin Avrupa’ya tam entegrasyonunu ve nihayetinde Avrupa Birliği’ne üyeliğini desteklemektedir. Medeniyetler çatışması tezlerinin aslında geçip giden tarihi bir mit olduğunu göstermek için Türkiye’nin Avrupa’daki ve dünyadaki ortakları ile birlikte gösterdiği çabaları memnunlukla karşılıyoruz. Başbakan Erdoğan ve İspanyol Başbakan Zapatero’nun son ortak açıklamaları, güzel ifade edilmiş bir özgürlük ve hoşgörü çağrısıdır. 150 yıllık modernleşme reformları üzerine kurulmuş Türkiye’nin laik demokrasisi ve çoğunluğu Müslüman toplumunun, Ortadoğu ve haricinde özgürlüğe susamış olanlara ilham verebilmesini takdirle karşılıyoruz.

ULUSLARARASI ZORLUKLAR İLİŞKİYİ GÜÇLENDİRECEK

Eminim ki, gelecek aylarda ve yıllarda değerli ülkelerimiz arasındaki mükemmel ilişki daha da güçlenecektir. Uluslararası zorluklar, değerli dostlar ve müttefikler arasında daha yakın işbirliğini gerektirmektedir. Hiç şüphem yok ki Türkiye ve Birleşik Devletler, demokratik değerleri geliştirmek ve uluslararası güvenliği güçlendirmek için birlikte çalışmaya devam edecekler.

Sayın Büyükelçi, bir kez daha Washington’a hoşgeldiniz diyorum ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi olarak görevinizde başarılar diliyorum.

YORUMLAR

mehmet arık 28/03/2006 - 8:45

Zaten ABD dünya'da zalimlerin tepesine daima inmiştir.Nazileri,Japonları,Kuzey Kore'yi,Çin ve Rus yayılmacılığını,ve son olarak Miloseviç ve Saddamı

dize getirerek Dünyanın huzurunu sağlamak için adımlar atmıştır.Türkiye'ye komunizm hakimiyetinin sağlanmasını engellemiştir.Ülkesinde eğitimde büyük hizmet etmiş Fethullah Gülen'i de ağırlayarak Müslümanların itimadını kazanmıştır.ABD olmasaydı bütün dinler komünistler tarafından ortadan kaldırılacaktı.

ismail unver Ozgur 28/03/2006 - 8:40

Allah Turkiyeyi korusun Amerikadan ve onlara yakin olmaktan. Sevr in gerceklesmesine calisiyorlar hala. Bizim o mavi gozlu sarisin buyuk adama simdi daha cok ihtiyacimiz var.

bahadır peker 28/03/2006 - 8:38

bu haberi okuyanları veya bu mektubu okuyanları bilmem ama benim aldıgım en güzel mektup gecmişten ben dogmadan önce gelmiş ve bende onu saklıyorum kelimesi kelimesine de ezberimde ...ama bu mektubtan tek farkı

1.bu mektubun muhatabı degilim en biraz yag kokuyor...

2.bana gelen mektub amerikan başkanından degil..BUYUK ÖNDER M.KEMAL ATATÜRKTEN GELDİ ...adıda GENÇLİGE HİTABE...onun yanında ameikadan gelen bir mektubun esamesi bile okunmaz....saygılar

ethem akbaş 28.03.2006 08:32:27

Haberinizdeki mesaj anlaşılmıştır. Amerike bizi seviyor, Şimdi biz onlar için neler yapabiliriz. Tabiiki diplomasi nezaketi içinde yazması gerekenleri yazmak zorunda idi. Bunu yazan bush bile olsa. Üstelik yazılanlarda gerçek. Buları yazmak artı değil yazmamak saygısızlık ifadesidir.

kamil bosna 28.03.2006 08:31:27

Sayın elçimizin yazdıklarından ne haber? Birde onu görelim !!

Saltuk Kutsal 28.03.2006 08:27:38

Amerikan politikalarına karşı olmak Amerikan halkına karşı olmak anlamına gelmez. Yaşasın halkların kardeşliği !

cengiz evci 28.03.2006 08:06:37

sayın Yusuf BİLİR cümleleriniz pek hoş değil.. Bizi Amerikayla BİR TUTMAYIN.. TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR..


Ferit Yorganci 28.03.2006 08:05:03

Tanri (Allah) tum milletleri Turkiye'den ve ABD'den korusun. Tanri (Allah) ABD'nin ortadogu'ya daha fazla demokrasi getirmesini ve Turkiye'nin ona tam destek vermesini onlesin.


KORKUT KOLERKILIC 28.03.2006 08:02:14

ALLAH HEPIMIZI BATILILARIN SERRINDEN KORUSUN ! BU DOLMALARI YEMEYELIM BEYLER !! ATAMIZIN KIMLERLE SAVASTIGINI UNUTMAYALIM ! AYNI SAVAS SILAHSIZ OLARAK DEVAM EDIYOR !


COSKUN DUYAL 28.03.2006 08:01:17

LAIK, MODERN TURK GENCLERININ ELINDE "KAHROLSUN AMERIKA" PANKARTLARI VAR. ATATURK GENCLIGINE YOLUNU BU KADAR KIMLER SASIRTTI?

mustafa demirkilic 28.03.2006 07:56:32

yusuf bilir kardesim sen hangi mantikla boyle biseyi yazarsin anlamis degilim.Galiba Amerikanin nelerin pesinde oldugunu pek bilmiyorsunuz.insan bu kadarda iyi dusunmez ki.Hele hele Amerikanin her yeri yikip gectigi bir zamanda. tanri onlara neyi hak ediyorsa onu versin.insan boyle seyler yazmak icn ne kadar cevresinden habersiz olabilir ki

Mehmet Bulut 28.03.2006 07:08:38

Allah, mazlumun hakkini yemiyen, ulkeleri haksizca isgal edip sivil asker ayirimi yapmaksizin insan oldurmeyen, yeryuzunde bozgunculuk yapmayan, hakka tapip hak yolunda yuruyen butun ulkeleri korusun.


meral sen sancak 28.03.2006 06:47:17

EEE E VAR BUNDA, IRAN VE SURIYE ICIN YAPILACAK OPERASYONLARDA IHTIYAC DUYULACAK YEGANE ULKE TURKIYE TABI, ONCESINDE KAMUOYUNU YUMUSATMAK GEREK...

luhanarda bayraktaroglu 28.03.2006 06:26:03

sen ne düşünürsün bilmem yusuf bilir ama tanrı onun dediklerini yapanı seviyor gibi. inanmak zorunda degilsin hatta yok bile diyebilirsin ama en azından cocuk katili ana katilii olamazsın

ahmet demir 28.03.2006 05:50:36

cok komik bush bizi destekliyor bizde yedik 50 senedir ulkeyi ne hale getirdiler simdide bizi destekliyormus

turkki turkki 28.03.2006 04:02:27

Yusuf Bilir arkadaşım,ABD zaten kendisini fazlasıyla koruyor o yüzden tanrı Türkiye ve diğer ülkeleri ABD'nin ZULMÜN'den korusun desen daha iyi olur!!!

aldebaron aldebaron 28.03.2006 03:27:14

çok ilginç değil...

fikret senem 28.03.2006 02:40:24

Yıllardır ülkemiz ve dünyadaki bütün yaptıkları kötülükleri Türk Halkına bu mektupla unutturacaklarını mı düşünüyorlar. EVET TÜRK HALKI ABD ye KARŞI.ABD nezaman ki elini IRAKTAN ve orta doğudan ÇEKİLİRSE ozaman belki ABD yi sevmeye başlarız. ALLAH TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KORUSUN


memet adiguzel 28.03.2006 02:22:23

BOYLE DOST DUSMAN BASINA,

ALLAH TURKIYEYI ABD GIBI DOSTLARDAN KORUSUN,KOLLASIN VEDE EKSIK ETSIN (AMIN)


yusuf bilir 28.03.2006 02:10:11

Tanrı(ALLAH) Türkiye'yi ve ABD'yi korumaya devam etsin

"Güneydoğu'daki gelişmelerden endişeliyiz"

WASHINGTON (30.03.2006)- ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Diyarbakır'daki olaylar için yaptığı değerlendirmede gelişmelerden endişe verici olduğunu söyledi. Wilson DTP ile görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Amerikan-Türk Konseyi toplantıları için Washington'da, basın mensuplarıyla bir toplantı gerçekleştiren Wilson, Diyarbakır'da meydana gelen gelişmeleri 'uzunca bir süredir yaşanan en ciddi toplumsal kargaşa' olarak niteledi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Wilson, "Gözümüzü üzerinden ayırmayacağımız bir konu. Yaklaşımımız hem güvenlik görevlilerini hem de bölge halkını sakin ve ölçülü olmaya çağırmak olacaktır. Açıktır ki kaygılıyız" dedi.



'DTP İLE GÖRÜŞÜYORUZ'

Wilson, Demokratik Toplum Partisi (DTP) yetkilileri ile görüştüklerini belirterek, "DTP'liler terörist değiller, bir kişinin şiddet eylemlerine karıştığı bize iletilmediği ya da bunu biz öğrenmediğimiz sürece onlarla görüşmeye hazırız ve görüşüyoruz" ifadelerini kullandı.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in Washington'a geçtiğimiz aylarda yaptığı ziyareti de değerlendiren ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, "ABD Dışişleri, dünyanın her yanından gelen ziyaretçilerle temas kurmaktadır. Bunlar milletvekilleri, belediye yetkilileri ya da yerel valiler, çok çeşitli insanlar olabilir. Bu görüşmeler bazen burada, bazen başka yerde yapılır. Baydemir ile görüşmenin nerede olduğuna çok fazla anlam yüklemiyorum. Bu bir çalışma görüşmesiydi, üst düzeyde de en alt düzeyde de değildi ve görüşmede yapılan konuşmanın ilginç olduğunu öğrendim" dedi.

ANF NEWS AGENCY

"Türk Devleti Öcalan'ı Tanısın"


DEVRİM ARSLAN-ANF

BRÜKSEL (30.03.2006) - Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarına katılan Belçikalı milletvekili Celine Delforge, ‘’Yapılacak tek şey, Türk devletinin Öcalan’ın Kürt halkının lideri olduğunu ve onunla konuşulması gerektiğini kabul etmesidir.’’ dedi.

Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarını ve Brüksel Kürt Enstitüsü Başkanı Derviş Ferho’nun anne ve babasının katledildiği köye yaptıkları ziyareti değerlendiren Delforge, “Kutlamalarda en çok dikkami ise bu insanların kendilerini ifade etme ihtiyaçları çekti” diye konuştu. Delforge ANF’nin sorularını yanıtladı. -Siz Newroz’u yerinde izlediniz, nasıl buldunuz?

Kürt yeni yılına Newroz bayramlarına katılmak üzere Kürdistan’a gittik. Batman’a gitmemiz gerekiyordu. Fakat gittiğimiz gün Batman’da 21 Mart’ta yapılması planlanan Newroz kutlamalarının iptal edilmesinden dolayı 19 Mart Pazar günü yapıldığını öğrendik.


Bu arada Batman’daki Newroz kutlamalarında çocukların tutuklandığı ve dövüldüğünü ve bir çocuğun halen cezaevinde olduğunu da öğrendik. Biz de Diyarbakır’daki kutlamalara katıldık.

- İlk kez mi gittiniz?

- Ben ilk kez gittim, heyette ilk kez Newroz kutlamalarına giden kişi de tek bendim. Newroz günü okuduğumuz gazetelerden Diyarbakır’da çalışan memurların, kamu sektöründe çalışan insanların da izin alamadığı ve zorunlu olarak çalıştığını öğrendik. Ayrıca çocuklar da mecburen okula gitmiş olmasına rağmen, 1 milyon kişi kutlamalara katılmıştı.

Kutlamalarda en çok dikkatimi çeken ise bu insanların kendilerini ifade etme ihtiyacını çok net bir şekilde göstermeleri idi. Eğlenmek istiyorlardı ve eğleniyorlardı da. Ayrıca politik taleplerini de dile getiriyorlardı. DTP ve PKK’nin bayrakları, Öcalan’ın portreleri de çok yoğun bir şekilde taşınıyordu.

‘AB’NİN MESAJI ANLAMASI ÇOK ÖNEMLİ’

- Newroz kutlamalarında AB, Türkiye ve Kürt bayrağı vardı, bu aynı zamanda Avrupa’ya çok güçlü bir mesaj değil mi?

- Evet, fakat AB’nin mesajı anlaması çok önemli. Şimdi AB, PKK’yi “terörist” bir örgüt olarak görüyor. Bu “teröristler” Türk bayrağını reddetmiyor, “Türkiye’den kurtulmak istiyoruz” demiyor. Kendi bayrakları ile Türk bayrağını yanyana taşıyorlar. Bu da Türk devleti sınırları içerisinde, Türkiye’de kendi var olma ve kendi kimlikleri ile yaşamak istediklerinin en büyük göstergesi.

Diğer taraftan bu insanlar aynı zamanda AB bayrağını da taşıyorlardı. Bu ise umutlarının olduğunu gösteriyor. AB’nin demokratik demokratik değerlerine inandıklarını gösteriyor. Bence şu anda top AB’nin kalesinde. Ama Türkiye’yi her şeye rağmen kabul etmemek lazım. Şu anda ekonomik değerler esas alınıyor. Ama kriterlerde insan hakları, azınlık haklarına saygı da yer alıyor. Türkiye’nin AB’nin temel haklarını kabul etmemesi ve hayata geçirmemesi durumda AB’ye giremeyeceği mesajını vermemiz gerekiyor. Türkiye-AB ilişkilerinde çok hayati yıllardan geçiyoruz.

‘HER ŞEY ÇÖZÜLDÜĞÜNDE BU İNSANLAR SADECE PKK’YE OY VERECEK’ -Öcalan posterlerinin çok olduğunu söylediniz, bu mesajın bir parçası mı?

- İzlenimim insanların zorla değil, isteyerek bu posterleri taşımasıydı. Halk sürekli, Öcalan’ın serbest bırakılmasını dillendiren sloganlar atıyordu. Yine PKK bayrağını da taşıyorlardı. Ben bu taleplerin sembolik olduğunu düşünüyorum. Her şey çözüldüğünde bu insanların sadece PKK’ye oy vereceğini düşünmüyorum. Fakat, lider pozisyonunda olan bir insanın tutuklanması durumu var. Bir başkan, lider doğal olarak bütün hakları olur. Bence sembolik olarak da olsa çok önemli. Öcalan’ın özgürleşmesi meselesine yaklaşım, O’nu çok sevmek ya da hiç sevmemekle bağlantılı değil. Bir halkın lideri ve o halk O’nun özgürlüğünü istiyor.

Bence halkı oluşturan bütün toplum kesimleri ile bir diyaloga gitmek hayati. Bu diyaloga ön ayak olma işini ise Türkiye devletinin yapması gerekiyor. Bu diyalog Türk devleti ile de yapılmalı. Örneğin, ETA’nın ateşkes ilan etmesi durumu var. Silahları bıraktı ve her şeyi konuşmaya açık olduğunu ilan etti. Fakat bundan çok kısa bir süre önce ise İspanya hükümeti Katalanya’ya daha fazla otonomi verdi. Devletten diyalog yönünde bir adım görüldüğü zaman şiddet doğal olarak ortadan kalkıyor. Çünkü o zaman güven ortamı baş gösteriyor. Politik diyalogun bir şeyler getireceği de o zaman ortaya çıkıyor. Yapılacak tek şey, Türk devletinin Öcalan’ın Kürt halkının lideri olduğunu ve onunla konuşulması gerektiğini kabul etmesidir.PKK ile ve toplumu oluşturan diğer kesimler de bu diyalogda yer almalı.

-Siz ayrıca Devriş Ferho’nun ailesinin katlediği köye ziyaretiniz nasıl geçti? Ne tür bir izlenim edindiniz?

- Biz, cinayetler işlendikten hemen sonra köye giden bir DTP’li ile birlikte köye gittik. Cesetleri görmüştü bu kişi. Köylülerle konuşma imkanı olup olmadığını öğrenmeye çalıştık, çünkü olayın nasıl olup bittiğini bilmek istiyorduk. Yani amacımız köylülerle konuşarak neler gördüklerini, bildiklerini öğrenmekti.

Köyde ilk dikkatimizi çeken ise insanların günlük yaşantılarının sürmesiydi. Fakat bu insanlar biz arabadan iner inmez hemen kayboldular. Bütün köylüler evlerine kapandı. Biz de Derviş Ferho’nun anne ve babasının evine gittik. İnsanlara sorular sorarak olayın nasıl olup bittiğini anlamaya çalıştık. Bu esnada bir kadın geldi, ne yaptığımıza bakmak için fakat bizimle konuşmayı reddetti. Kameramanın köyü dolaştığı bir anda aslında yaşlı bir kadın Ferho’ların evinin anahtarını ona vermişti ve eve kadar bizimle gelmeyi de reddetti. İnsanlar genel olarak konuşmak istemiyordu.

-Konuşmuyorlar mıydı, konuşmak mı istemiyorlardı?

- İnsanlar, köylüler kameralarımıza konuşmayı tercih etmedi. Bunun en büyük gerekçesi de doğal olarak bölgede var olan güvensizlik ortamından kaynaklıydı. Biz insanlarla röportajlar, söyleşiler yaparak olayın nasıl olup bittiğini anlamak istiyorduk, fakat insanlar konuşmamayı tercih ediyordu. Bizim de aklımıza doğal olarak, bir yere gittiğinde insanlar konuşmaktan kaçınıyorsa, cevap vermek istemiyorsa bir sorun olduğu izlenimini edindik.

Daha çarpıcı bir örnek vereceğim. Normalde insanlar kameraları gördüklerinde merak eder, ne yapıldığını, nasıl yapıldığını anlamak için gelir bakar. Fakat gittiğimiz yerde insanlar kameradan korkuyorlardı bunun için de ortan kayboluyorlardı. Dikkatimi çeken diğer bir nokta da sadece yaşlı insanların varlığı idi. Bunun gerekçesini ise görüştüğümüz insanlar anlattı. İnsanların çoğu yani genç nüfus köylerini terk etmiş. Gerekçe ise bölgedeki güvensizlik ortamı. Öğrendiğimiz diğer bir mesele ise o çevrede şimdiye kadar 7 cinayet işlenmiş ve bunların hiçbirisi açıklığa kavuşturulmamış. Yetkililer tarafından çözülebilen tek cinayette suçlanan köy korucuları ise 6 ay cezaevinde yattıktan sonra serbest bırakılmışlar.

- Şimdi İHD sorun üzerine çalışıyor, ilişki halinde misiniz. Bu cinayetlere ilişkin gelişmeleri takip edecek misiniz?

- Elbette, fakat çok da iyimser yaklaşamıyoruz. İnsan hakları dernekleri ile konuştuk, çünkü olay yerine ilk giden, durumu inceleyen olardı. Fakat net olan tek şey var, bu cinayet hırsızlık için yapılmamış olması. Evi gördük, çok mütevazi, değerli bir şeylerin olduğu bir ev değildi. Cesetleri gören kişi ise Derviş’in annesinin parmaklarında yüzüklerin halen bulunduğunu söylüyor. Değerli olan şey mücevherlerdir, yani hırsızlık için birini öldüren kişi mücevherleri de alır herhalde. Korkunç bir cinayet, tornavidalarla öldürülmüşlerdi. Öldürmek istemekten öte bir şey insanları korkutmayı amaçlayan bir cinayet. Savunmasız iki yaşlı insana saldırılmıştı, 80 yaşındaki insanlar tehlikeli olarak değerlendirilemez.

Hırsızlık cinayeti olsa onlar evde olmadığı bir anda rahatlıkla gelip hırsızlık yapabilirlerdi. Politik bir cinayet olduğuna ilişkin delillerimiz yok. Şüpheleniyoruz, çünkü tehdit edilmişlerdi, onlara Avrupa’da çocuklarının politik etkinliklerini durdurmaları yönünde tehditler geçmişte yapılmıştı. Bunların hepsi göz önünde bulundurulduğunda soru sormamıza neden oluyor. İHD yetkilileri ise, bu cinayetlerin çözülmeyeceğini söylüyor. Politik bir cinayet karşısındayız ve kez benzer durumda cinayetler işlenmiyor.

- Kürtlere ek bir mesajınız varsa alabiliriz?

Newroz çok güzeldi, bu insanları görmek çok güzeldi. Bizimle konuşan insanlar nereden geldiğimizi, ne yaptığımızı soran insanlardan aldığım izlenim ise çok mutlu oldukları idi. Ayrıca bizim onlarla ilgilenmemizden, sorunlarını dinlememizden ve oraya gitmiş olmamızdan ise mutlu idiler.

Dikkat çekmek istediğim başka bir nokta ise Hasankeyf’te yapılacak baraj. Oradan geçtik, tarihi bir zenginlik var ve bütün insanlığı, dünyayı ilgilendiriyor. Bu zenginliğin su altında kalmasını engellemek gerekiyor. Barajın yapılması, bölgenin boşalmasını beraberinde getirecek. Bu da iç göçü güçlendirecek. Bu insanların yaşam çerçevesi çok güzel, bu değerin farkındalar. Avrupa düzeyinde, bu zenginliği kaybetmemek için mücadele etmememiz gerekiyor.

ANF NEWS AGENCY

Digg Cinema

Free MP3 Downloads

 

Site Info

Belgeseller, belgesel, video belgesel, video belgeseller, video belgesel arşivi, çerkez ethem belgeseli, 28 şubat belgeseli, Adnan Menderes, 12 eylül ihtilali, Che Guevara, Deniz Gezmiş, Alparslan Türkeş, Sarıkamış Belgeseli, filistin, çeçenistan, Sultan Vahdettin, İbrahim Kaypakkaya, Kan uykusu

İzleyenler

BELGESELİ Copyright © 2009 BT Designed by Pie BT
    DISCLAIMER! We do not host or upload any of the files that are available on this Weblog. We merely search on INTERNET and index popular files openly available to anyone.